Sermaye Eşitsizliği,Emek Eşitsizliği ve Evrensel Temel Gelir

Son dönemde dünyada yaşanan ekonomik, politik ve sosyal gelişmeler beni oldukça endişelendiriyor.  Eski yazılarımda nispeten bu durumları çok geniş bir yelpazede anlatmıştım.  

Toplumcu Düşünce platformu için yazdığım bu ilk yazımda, bütün bu konulara bir bütünlük içinde yaklaşan bir özetle çalışması ile başlangıç yapmanın yararlı olacağını değerlendiriyorum.

Öncelikle son dönemin en ciddi konusunun ülkeler ve kast sınıfları açısından oluşan sermaye eşitsizliği olduğu görülmektedir.  Sermaye eşitsizliğinin emek değerinin üzerinde oluştuğu her dönem, savaşlar, buhran dönemleri gibi acı ve yıkımları içeren bir hafızaya sahiptir. Gini katsayısı üzerinden bu duruma bakınca net tablo zaten ortaya çıkıyor. Bilmeyenler için Gini katsayısı 0 ile 1 değerleri arasında bir eşitsizlik ölçüsü indeksidir. Değer 0’a yaklaştıkça eşitsizlik ortadan kalkar iken 1’e yakınsadığında ise eşitsizliklerin maksimum değere geldiği anlaşılır. Ülkeler açısından “python programı” vasıtası ile oluşturduğum veri temelinde bu sayıları araştırdım ve bölgesel bazlı anlamlı sonuçlara ulaştım. Şöyle ki aşağıdaki tabloda sınıfları ve gini katsayısını görebilirsiniz.

Toplum Gelir Seviyeleri:

Bu tabloya göre nispeten adaleti sağlayabilmiş olarak gözüken bir İskandinavya bölgesi bulunurken, giderek daha da acımasız şekilde sermayeyi tekeline alan zengin sınıflar hem AB tarafında hem de ABD tarafında öne çıkmaktadır.  Yapay zeka kullanarak ulaştığım gelecek tahmin değerlerinde özellikle ABD tarafında üst sınıfın giderek gelirleri yuttuğunu böyle orta kesim ve alt kesimin gelirlerdeki payını çaldığı görülmektedir.  Böylece, 2030 yılına gelindiğinde dünyada buhran dönemlerindeki durumları anımsatan, toplumsal dengeleri temelinden sarsan bir kapitalizm olgusuna tanıklık edeceğiz.

Bu durumları oluşturan kişisel servetlerin 2 şekilde elde edildiğini görüyoruz; birincisi miras yoluyla ikincisi ise çalışarak.  Sonuçta sermaye hangi yolla edinilmiş olursa olsun belli bir eşik değerin üstüne çıktığında birikmeye başlar. Örneğin bu durum AB tarafındaki yansıması toplumsal açıdan bireysellik+yaş ortalaması yüksekliği= negatif faiz olarak vuku bulmuştur. 

Bu durumları 150 yıl önce inceleyen Karl Marxa göre kar oranındaki düşme eğilimi açısından ;

1-Yapısal büyümenin olmadığı,

2-Büyüme oranının 0’a yakınsadığı,

3-Uzun vadedeki sermaye gelir oranının sonsuza meylettiği durumlarda

sermaye getirisi azalmakta ve sonsuza dek düşme eğilimine girmektedir.  Bunun sonucu da sermaye payının milli geliri yutması olarak açıklanabilir.

Nitekim Dünya Sistem Teorisini yazan Immanuel Wallerstein bu kapital düzeni incelemiş ve hiyerarşik bir dağılım modeli olarak nitelendirmiştir.  Bu hiyerarşi ise ekonomi+siyaset+kültür olarak kendini temellendirmiştir. Kar kaynakları, finans ve üretim arasında oluşan döngü ile ise fizik kuralları gibi sabitlenmiştir.  Kondratiyef Dalgası dediğimiz 50-60 yıllık döngüleri bu açıdan değerlendirebiliriz.

Teorisi için ise bir küme modeli düşünürsek ortada Merkez ülkeler onun çevresinde yarı çevre olarak adlandırdığı üretime yardımcı olan ve aynı zamanda pazar olarak nitelendirilen bir kümelenme söz konusudur. En dışta, çeperlerde ise Merkez ve yarı çevre ülkeler açısından hem pazar hem de ham madde sağlayacısı olarak sömürülen çevre ülkeler bulunmaktadır. Kapitalizmin gerçekliği işte budur. Merkez ülkeler kendi enflasyonlarını böylece diğer yarı çevre ve çevre ülkelere ihraç ediyorlar.

Aynı konuyu Prof. Thomas Piketty 21. Yüzyılda Kapital kitabında şöyle anlatmıştır; Merkez ülkelerde;

Gelir/servet oranı (r),  büyüme oranı da (g) olarak adlandırıyor;

eğer; r > g ise

bu durum haliyle gelir ve servet lehine bir durum yaratırken büyüme aleyhine bir durum ortaya çıkıyor.

Böylece servet eşitsizliği ve gelir adaletsizliği oluşuyor. Karlar düştükçe daha fazla milli gelirin payına saldırıyorlar ve komple milli geliri yutuyorlar.

Çözüm ise sürekli nüfus artışı ve verimlilik artışı olarak sunuluyor. Bunu yaratmak içinde evrensel temel gelir ve zenginlik vergisi gibi konular iktisadi açıdan tartışılmaya başlandı. Evrensel temel gelir meselesi özellikle önemli; çünkü teknoloji ile atıl kalan insanların olacağı Engels tarafından Ailenin, Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı kitabında ele alınmış bir konuydu.  Bu tespitten 100 yıl sonra aynı yerdeyiz. Emeğin yerini makinaların ve yapay zekanın aldığı bir dönemden geçiyoruz. Haliyle evrensel temel gelir bir insan hakları konusu olarak karşımızda duruyor. Şu anda plot olarak İtalya’nın Livorno kentinde Kanada’nın Ontorio kentinde, Finlandiya ve Amsterdam’da uygulamaları yapılıyor. 

Bir diğer öneri ise Milton Friedman tarafından ortaya atılmış ve negatif gelir vergisi önerisi olarak devletin vatandaşa ödediği vergi modelini oluşturmuştur. Piketty ise bunu konuya özellikle eğilip, zenginlik vergisi dediği miras hukukunda ve gelirlerde devletin bu gelirlerin tümüne göz koyan grupları dizginlemesi gerektiğini ve buradan elde edilen gelirlerin ise evrensel temel gelir gibi konular için ayrılmasını ve gelir adaleti emek eşitliği oluşturmasına katkıda bulunulmasını tavsiye ediyor.

Bu özet çalışma genel olarak dünyada gelirlerin hiyerarşik olarak 3 tipik yapıda dağıldığı ve bunun altında da toplumsal kast grupları arasında da benzeri bir ayrım oluşturduğa değinmekte; bunun sonuçlarının neler olacağına dair veriler ve katkı sağlayan teoriler ile çözüm yolları üzerine bazı notlar oluşturmaktadır.  Eğer bu düzen böyle devam etsin isteniyorsa, pandemi koşulları karşısında yapılan sosyal ve ekonomik desteklerin nerede ne kadar olduğuna bakılması konunun ciddiyetinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. 

Pandemi Yardımları

(208 ülke)

Bu tabloda görüldüğü üzere, düşük gelir grubu ülkeler ile yüksek gelir grubu kategorisindeki ülkeler arasındaki fark tam 13 kat olarak ortaya çıkmaktadır.  Bu büyük uçurum, bu özet çalışmada sermaye birikimleri ve bu süreçlerin toplumsal sonuçları açısında işaret edilen konuların, insan hakları, özgürlükler, eşitlikler alanlarıdaki beklenti ve hedefler ne denli ilişkili olduğunun açık ve önemli bir göstergesidir.   

Mehmet Çağdaş İşim, İnşaat mühendisi ve Finansal Analist (Msc.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir