Kim çözecek?

AKP İktidarın yarattığı tahribatları; parlamentonun işlevsiz bir hale gelmesini, otoriterleşmenin artmasını, ekonominin iflasını, yolsuzlukların tavan yapmasını yaşarken, pandemi hayatımıza girdi.

Geleceğin belirsiz hale gelmesi ve yaşadığımız sorunların AKP iktidarında çözülemeyeceğinin anlaşılması insanları, yeni arayışlara yöneltti. Pek çok farklı kesim, “muhalefet nasıl davranmalı ki iktidar değişimi sağlansın” konusunda, başta CHP olmak üzere, muhalefet partilerine öneriler sunmaya başladı. Bu önerilerin hepsinin çok samimi olduğunu düşünüyorum. Ancak, uygulanabilecekleri konusunda endişelerim var.

Bu endişenin temelinde çözüm beklediklerimizin, neyi sorun olarak gördükleri ve çözümü nerede aradıkları konusunda samimi davranmamaları var. Mesleki yaşamımdaki bir deneyimi paylaşarak çözümü nerede aradığımızın önemini aktarmak istiyorum; 

Heybeliada’da yaptığımız bir konferans salonu inşaatının hafriyatı tamamlanmış, grebeton dökme aşamasına gelmiştik. Grebetonun dökülmediğini günlük raporlarda fark ettiğim an şantiye şefine telefonla sebebini sordum; “temel kotu deniz seviyesinin altında, su seviyesi yüksekte kaldığı için çamur oluyor, çamurun içine beton dökemeyiz, çözüm arıyoruz” dedi. Şantiye durmuştu, insanlar çalışamıyordu.  Birkaç gün geçti ve çözüm üretilemediğini görünce şantiyeye gittim. Şantiye şefiyle birlikte sahaya giderek tartışmaya başladık. Farklı çözümler konuşuluyor ve beraberinde maliyetler artıyordu. Çözümlerden birisi, yeniden elli santim kazı yapıp stabilize dolgu yapmaktı. Adaya malzeme getirmek pahalıydı ciddi bir maliyet getiriyordu. Tartışma devam ederken şantiye kalfasının bizi takip ettiğini fark ettim ve kendisine; “kalfa ne düşünüyorsun?” diye sorunca, hemen cevapladı; “çok kolay”, dedi ve anlatmaya başladı; geçmiş deneyimlerinde de bu durumla karşılaştıklarını, aynı durumda çamurun üzerine naylon sererek çamurla betonun bağlantısını kestiklerini ve betonu rahatlıkla döktüklerini söyledi. Maliyeti düşük akıllı bir çözümdü. Bunca zaman niçin söylemedin diye sorunca; “sormadılar ki” dedi. Ertesi gün naylonları serip betonumuzu döktük. Çözüm yanımızdaydı ve şantiye şefinin çalışanlarla toplantı yapıp düşünce alışverişinde bulunmamasının sıkıntısını yaşamıştık.  Bizim işi yapabilecek kadrolarımız vardı, ihtiyacımız olan konuşmaktı; kalfa, yaşadığı deneyimi bizimle paylaşınca sorun rahatlıkla çözüldü.

Bu tecrübeden çıkarttığım ders, çözüm çok yakınınızda olabilir ancak bu çözümü ortaya çıkaracak ve uygulayacak ekipleriniz olmadığı zaman tüm sorunlar maliyetleri artarak devam ediyor. Aynı durum siyasetin bugün içinden çıkamadığı sorunlar için de geçerli. Kendi kadroları ile iletişimi kesen ve yeni kadro yetiştiremeyen parti yönetimleri çözümü karşı kıyılarda ararken artan maliyeti vatandaş olarak hepimiz ödüyoruz.

Toplumsal muhalefetin öneriler ile geldiği ve medet umduğu muhalefet partilerine bakarsak kendi içlerindeki işleyişlerde sıkıntı yaşadıklarını görüyoruz. CHP kurultayından hiçbir değişim çıkmadığı gibi parti içi tüm farklı seslere kulaklar kapatıldı. Yakın zamanda İyi Parti kurultayında da parti içi demokrasinin sağlıklı işlemediği partinin kuruluşunda ciddi katkısı olan kadroların tasfiye edildiği şeklinde tartışmalar yapıldığını basından takip ettik.  HDP Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, “ahbap-çavuş ilişkileri ile aday belirleme tercihi nasıl partiyi çürütürse müdahalelere de açık hale getirir” diyerek attığı bir tweetle sitemini paylaştı.

Birlikte çalıştıkları ekip arkadaşlarına kulaklarını tıkamış olan kadrolar kendilerine sunulan önerileri uygulayacak mı? Yoksa zaten sorun, çözümlerin bilinmiyor olması değil de bu kadroların kendi devamlılıklarını her şeyin üstüne koyuyor olmaları mı?

Ülkenin sıkıntılarını ve çözümlerini, bu ülkede yaşayan vatandaşlar olarak bildiğimiz düşünüyorum. Eksik olan, sorunları çözecek kadroların mevcut siyasal yapıda olmaması. Aksi olabilseydi bunları konuşmak zorunda olmazdık, sorunlar çözülmüş olurdu.

Mevcut başkanlık sisteminin ülkeyi yönetemediğini, yolsuzluk ve müsrifliğin at başı gittiğini görüyoruz. Gelinen noktadan memnun değiliz ve çözümü bu noktaya gelirken parlamento içinde olan iktidar ve muhalefet kadrolarından beklemek gerçekçi olmaz. Yapabilseydiler bu noktaya zaten gelmezdik.

Öncelikle yapılması gereken, tüm siyasal yapıların mevcut kadrolarından bir şey beklemek yerine, bu yapıların demokratik bir işleyişe sahip olmaları için toplumsal baskı oluşturmaktır. Ancak bu dönüşüm sağlanırsa, çözümleri uygulayacak kadrolar ortaya çıkartılıp halkın desteği ve katılımı sağlanabilecektir.

Aykurt Nuhoğlu, İnş. Müh.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir