Ücret Siyasetinde Rakamdan Düzen İtirazına Geçiş
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ücret, emek ve gelir politikalarına ilişkin mevcut siyasal dili ve
siyasi mücadele araçları, diğer konularda olduğu gibi bu alanlarda da “stratejik” bir ufuk
önermek açısından yetersiz kalmaktadır. CHP ücretler ve gelir politikaları alanlarında yoğun
olarak rakamlara dayalı bir muhalefet çizgisi yürütmektedir. Bu tercih, kuşku yoktur ki,
iktidarın uygulamalarına karşı seçmen karşısında bugün için daha doğrudan, kolay anlaşılır
bir yaklaşımdır. Ancak bu içerik gün’e özgü bir matematiğin ifadesi, taktiksel bir duruş olup,
kapsamlı, dünyayı okuyan, zamana dayanıklı bir yaklaşım olmaktan uzak düşmektedir. Oysa
Partinin bu konulardaki Stratejik Konumu, öngördüğü hedefler ve bu hedeflere giden yolda
devreye sokmayı düşündüğü uygulama araçlarına dair ipuçları, topluca bir siyasal model
önermesi ortaya koyabilmelidir. Diğer bütün günlük eleştiri ve taahhütler ancak böyle bir
zemin üzerinden söyleme aktarıldığında inandırıcı ve sonuç alıcı olabilir. Bu yazı; ücret
politikaları ve gelir modellerinin rakam merkezli yaklaşımlar yerine, düzeni sorgulayan,
halkın bugünkü sorunlarının altında yatan adaletsiz paylaşım uygulamalarından beslenen
düzene açıktan karşı duran bir siyasal anlayışın Partinin siyaset stratejinde ortaya
konulmasının önemini vurgulamaktadır.
Mevcut Durum: CHP, asgari ücret, emekli aylıkları ve kamu/özel sektör ücretleri konusunda
kamuoyunda görünür bir muhalefet yürütmektedir. Ancak bu muhalefet büyük ölçüde zam
oranları ve maaş rakamları üzerinden şekillenmektedir. Mevcut muhalefet dili, ücretleri bir
sonuç olarak tartışmakta; ücretleri üreten ekonomik ve siyasal düzeni ise yeterince hedef
almamaktadır. Bu yaklaşım:
-Ücretlerin neden sistematik olarak düşük tutulduğunu açıklamakta yetersizdir,
-Neo-liberal ücret rejimini doğrudan hedef almamakta,
-CHP’yi haklı ama iktidar üretemeyen bir pozisyona sıkıştırmaktadır.
-İktidarın enflasyon ve vergi politikalarıyla kolayca etkisizleştirilmektedir.
Kısacası CHP, ücret tartışmalarında haklı ama etkisiz bir pozisyona sıkışmaktadır.
2
Sorun Yapısaldır: Türkiye’de ücretlerin düşük olması tesadüf değildir. Bu durum, sermaye
birikimini önceleyen neo-liberal ekonomi politikalarının bilinçli bir sonucudur. Türkiye’de
asgari ücretin, emekli aylıklarının ve genel ücret seviyesinin düşük olması; yönetim hatası,
mali zorunluluk ya da konjonktürel bir kriz sonucu değildir.
Mevcut düzen: Ücretleri baskılayarak kâr oranlarını yükseltmekte, gelir dağılımını emeğin
aleyhine bozmakta, yoksulluğu yönetilebilir bir siyasal araca dönüştürmektedir. Bu nedenle
ücret sorunu, sosyal yardım ya da geçici iyileştirme meselesi değil; rejimsel bir tercihtir.
Stratejik Yanılgı ve Riskler: CHP’nin ücret siyasetini rakamlar üzerinden sürdürmesi şu
riskleri doğurmaktadır:
-İktidarın belirlediği ekonomik çerçevenin fiilen kabul edilmesi,
-“Daha iyi yönetirim” söylemine hapsolma,
-Düzen değişikliği iddiasının inandırıcılığını kaybetme.
Bu çizgi sürdürüldüğü takdirde CHP, iktidar alternatifi değil; düzeltici muhalefet rolüne
mahkûm olur.
Stratejik “Makas Değişikliği” Önerisi
CHP, ücret siyasetine yaklaşımını köklü biçimde değiştirmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin
ekonomi ve sosyal politika alanındaki temel ayrım noktası, ücretleri ve gelir
dağılımını miktarlar/sonuçlar üzerinden değil, düzen üzerinden ele almasıdır. CHP için temel
mesele “ücretlerin ne kadar artırılacağı” değil; ücretleri sistematik olarak düşük tutan düzenin
nasıl değiştirileceğidir. Bu nedenle, CHP, “düzen üzerinden daha iyisini yönetirim”
çizgisinden bir an öce çıkarak; “kamucu bir düzen kuracağım” iddiasını merkezine almak
zorundadır.
- Siyasal Dil
-Ücretler “maliyet” değil, toplumsal refahın ve iç talebin temel unsuru olarak
tanımlanmalıdır.
-Düşük ücretlerin bir tercih olduğu açıkça ifade edilmelidir.
-Sorumluluk soyut piyasa kavramlarına değil, bilinçli politik tercihlere yüklenmelidir. - Politik Çerçeve
-Ücret politikaları; vergi, finans, yatırım ve istihdam rejimleriyle birlikte ele
alınmalıdır.
3
-Emek üzerindeki vergi yükü ile sermaye üzerindeki vergi muafiyetleri birlikte
tartışılmalıdır. - Toplumsal İkna
-CHP, toplumdan “erken seçim” değil; düzen değişikliği için destek istemelidir.
Toplum, ücretlerin neden düşük olduğunu sezgisel olarak bilmektedir. Eksik olan; bu
sezgiyi siyasal bir bilince ve tercihe dönüştürecek açık bir anlatıdır.
CHP’nin görevi rakam yarıştırmak, zam pazarlığı yapmak değil, emeğin lehine bir düzen
tasavvurunu açık ve tutarlı biçimde anlatmaktır İktidar olmak, yalnızca mevcut düzeni
eleştirmekle değil; topluma inandırıcı bir alternatif düzen sunmakla mümkündür.
Uygulama ve Kurumsal Sorumluluk
-Parti programı ve seçim bildirgesi hazırlıklarında ücret meselesi ayrı bir başlık
değil, ekonomik dönüşümün merkezi ekseni olarak ele alınmalıdır.
-Gölge kabine ve ilgili genel başkan yardımcıları, bu çerçevede ortak bir dil kullanmalıdır.
-Örgütlere, maaş rakamı ezberine dayalı söylem yerine düzen eleştirisi içeren politika
notları gönderilmelidir.
SONUÇ ve Uyarı;
AKP’nin 23 yıldır süren iktidarının arka planında muhalefet politikalarının yadsınamaz
katkıları vardır. Mevcut stratejinin fayda sağlamadığı 15 seçim kaybedilerek görülmüştür ve
terkedilmesi gerekmektedir. CHP, ücret meselesini yalnızca rakamsal pazarlık düzeyinde ele
aldığı sürece; neo-liberal düzenle gerçek bir kopuş yaratamaz. Bu hesaplaşma olmadan:
Toplumsal destek genişlemez, sınıfsal ittifak kurulamaz, iktidar yolu açılamaz. İktidar olmak;
mevcut düzeni daha iyi yönetme iddiasıyla değil, emeğin lehine yeni bir düzen kurma
iradesiyle mümkündür. CHP’nin Cumhuriyetin kurucu siyasi partisi olarak en önemli
görevlerinden biri de Toplumun güzel bir geleceğin mümkün olduğuna dair bir büyük
ütopyayı yeniden yaşamın bir parçası haline getirmesini sağlamaktır. Zaman böylesi bir
silkiniş ve sıçramanın tam zamanıdır. Bu bağlamda zaman, CHP’nin zamanıdır.

* Uğur TUNÇAY, İnş. Müh./Siyaset Bilimci