CHP 2025 PROGRAMI: Program Taslağının Toplumcu Dönüşüm Bakışla Sol/Sosyal-Demokrat Bir Analizi

Başlarken

Bu makale, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2025 Program Taslağı’nı sol/sosyal-demokrat teori çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan herkesin eşitliği ilkesini merkeze alan “Toplumcu Siyaset” açısından incelemektedir. Taslak metnin güçlü yanları teslim edilmekle birlikte, sınıf ilişkilerinin görünmezleşmesi, neoliberal kavramlara açık, dolayısıyla yer yer iç-tutarlıktan uzak biçimde harmanlanan sosyal politika başlıkları ve laikliğin kavramsal daraltılması önemli sorun alanları olarak belirlenmiştir. Çalışma, programın bütüncül bir toplumcu mimariye kavuşturulabilmesi için net ilke – somut araç – ölçülebilir hedef ekseninde kapsamlı öneriler sunmaktadır.

Kavramsal Açıklık ve İkna Edicilik

“Cumhuriyet Halk Partisi, başta Kurtuluş Savaşımız olmak üzere Aydınlanma ideallerini, emek mücadelelerini, sosyal demokrasinin özgürlük, eşitlik ve dayanışma ilkelerini benimseyen çağdaş demokratik sol bir siyasal partidir.”

Öncelikle, bir program taslağının giriş bölümü, Parti Tüzüğü’nün yukarıdaki 4.maddesinde ifadesini bulan haliyle çok güçlü ve ikna edici olmalıdır. Çünkü 102 yıllık bir siyasal partinin amaç maddesi son derece açık ve ikna edicidir. Dolayısıyla 6 Ok ve Kamuculuk gibi temel değerlerin aşındırılarak yapılacak bir içerik değiştirilmesi için bütün kapılar kapalıdır. Bu nedenle işimiz kolaydır. Yapacağımız: Temel değerlerimiz üzerine çıkacağımız katların sosyal demokrasinin evrensel değerlerine, siyasi ve felsefi düzeneğine uygunluğunun  tartışılmasına meydan vermeden, özünü halkın doğrudan desteğinden alan dönüştürücü siyasetin gücünü kullanarak,  günümüz koşullarında karşılaştığımız sorunlara çözümler üretmektir.

Dünyadaki bütün siyasi partiler ilke olarak iş temel değerleri konusunda yüksek bir duyarlılık içinde olup, iş bu değerlerin değiştirilmesine gelince büyük bir titizlik gösterirler.  Bu değerlerde yapılacak en ufak değişiklikler üzerinde bile yıllarca süren sistemli ve derinlemesine yapılan tartışma ve çalışmaların pekçok örnekleri vardır.  Dünyada varlığını sürdürebilen siyasi partilerin temel değerlerini değiştirmelerine neden olan en önemli olay 1989 Berlin Duvarı’nın yıkılmasıdır. Sosyal Demokrat partilerin çoğunun 100 yıllık zaman dilimi içinde temel değerlerin değiştirilmesi yönünde radikal program dönüşümlerinin hepsi bu döneme rastlamaktadır.  Cumhuriyet Halk Partisi de bu süreç içinde Parti Programıni 1976’dan bugüne kadar 1994 ve 2008 yılları olmak üzere 50 yılda yalnızca 2 kez değiştirmiştir. Sööz konusu programlardaki değişikliklerin de oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. 

Bugünkü hazırlanan program değişikliğini diğerlerinden ayıran en önemli özellik, bu metnin daha çok 2023 Yılı Altılı Masa Mutabakat Metni’ne ile benzer özellikler taşıyor olmasıdır. Değişim iddiası ile göreve gelen yönetime gelen kadroların, değişimi göz ardı edercesine bir yaklaşımla, yenilgiyle sonuçlanan ve “gerçek ötesi siyasetin” bütün özelliklerini topluma dayatan bir metinle toplumun karşısında gelmeleridir.  Bu durum, gelecek açısından geniş halk kesimlerine ümit vermekten uzak bir yaklaşımdır. Ortada bir gerçek vardır: günümüzde sosyal demokrasinin ve yurtseverlerin oluşturduğu geniş toplumsal taban günümüz dünya sorunlarını yaratan ve derinleştiren neoliberalizme, ona servis yapan siyasal programlara; iktidar olmalarına yetecek kadar destek vermemektedir.

Temel Değerler:

Kurultaylarda görevlere gelenlerin dönemlik değiştirebilecekleri alanların dışında kalan ve partinin toplumsal sorumluluğunu en üst düzeyde/süresiz bir zaman diliminde (tarihsel alt üst oluşlar/dünyanın temel değerlerle ters düştüğü/var olanı anlamlandıramadığı zamana kadar) taşımakla görevli statik bir yapıdır. Statik yapıların taşıyıcı kolonları nasıl değiştirilemez ise siyasi partilerin temel değerler sistemi de dokunulmazdır. Dokunduğunuz an bulunduğunuz yeri ve varlığınızı kaybedersiniz.  CHP sol bir parti kimliğiyle ülkemizin tarihsel özellikleri ve toplumun ihtiyaçları ve beklentileri karşısında kamucu bir siyasal oluşumdur.  Temel değerleri derin bir sosyolojiden kaynaklanır ve kalıcı özellikler taşır.  Topluma verilecek vaatler bu perspektife yakından gözetmek durumundadır, esnetiletilemez.  Dahası ve en önemlisi, insanlık tarihi boyunca verilmiş toplumsal mücadelelerin 102 yıldır halktan ve emekten yana bir tarafı olan CHP’nin program çalışmasının sınırlarını bu şekilde netleştirmek bir zorunluluk ve siyasal sorumluluktur.

Bu aşamadan sonra, artık taslağı tartışmaya başlayabiliriz; varolanı aktaran, dilek ve temenni dolu genel yaklaşımlar, siyasetin dilinde yetersiz kalır. Çünkü siyaset toplumsal ihtiyaçlara ilişkin somut politikalar, stratejiler ve uygulanabilir planlar gerektirir. CHP’nin “emeğin partisi” olduğunu deklare ve iddia etmesi bu anlamda yeterli değildir.  Somut politikalar ve hedeflerle kanıtlanmalıdır. Alınteri ve emeğiyle geçinenlerin haklarını koruyan, çalışma koşullarını iyileştiren ve sosyal adaleti sağlayan belirgin politikalar, bu iddiayı desteklemelidir. Net hedefler ve uygulanabilir stratejiler, CHP’nin emeğe verdiği değeri somutlaştırır. Parti, sadece söylemde kalmak değil, somut adımlar atarak emekçilerin güvenini kazanabilir ve gerçekten “emeğin partisi” olduğunu gösterebilir.

İnsanlar, somut vaatler ve onların gerçekleştirilmesini ister/bekler. Genel ifadeler, belirsizlik ve güvensizlik yaratabilir, bu da Partinin ciddiyetini ve güvenilirliğini zedeler. Etkili bir siyasi dil, net hedefler ve uygulanabilir yol haritaları ile desteklenmelidir. Bu ve benzeri çalışmaların hem Kurultay aşamasında hem de sonraki aşamalarda parti örgütlerinde ve sivil toplum nezdinde daha ayrıntılı olarak değerlendirmesi, gündeme alınması, tartışılması ve geliştirilmesi beklenir. Kuşku yoktur ki, bu süreçler Programı yaşamın bir parçası konumuna taşıyacak, Cumhuriyet Halk Partisinin etkili bir siyasi kurum olarak iktidar iddiasını güçlendirecek, Partiyi halkın beklenti ve umutlarıyla kaynaştıracak ve seçmenle iletişimini güçlendirecektir. Böyle bir yöntemle, halk ile daha güçlü bir bağ kurulabilir ve toplumsal değişim sağlanabilir. Bu nedenle programın dili hangi toplum kesimlerine dayandığını, bu bağlamda kim olduğunu ilk elden ve radikal bir şekilde ifade etmeli; halkı topyekûn harekete geçirecek bir ruhu hissettirmelidir.

Türkiye, uzun bir süredir otoriter başkanlık rejimi, finansallaşmış ve tekelleşmiş bir ekonomi, rant/kayırmacılık (cronyism) ağları, yerleşik güvencesizlik ve kimlikler arasında gerilim üreten bir yönetim tarzıyla karşı karşıyadır. Bu açıdan bakıldığında, CHP’nin yeni program taslağının laik-demokratik cumhuriyet, sosyal devlet, eşit yurttaşlık ve Avrupa standartlarına uyum başlıklarında güçlü bir zemin yakalıdığı görülmektedir.

Ancak, emek–sermaye ilişkisini açıkça adlandıran, mülkiyet ve servet yoğunlaşmasına cesaretle dokunan, kamucu üretim kapasitesini yeniden kuran ve ekonomik demokrasiyi siyasal demokrasiyle birleştiren daha net bir dile ihtiyaç var. Zemini sağlamlaştırıp; binayı cesaretle yükseltmenin zamanıdır. Buralar iyi tanımlanmadan ilerlendiğinde; belirli başlıklarda yakalanmış yüksek zeminin kaybolduğu ve toplumu ikna etme kapasitesinin azaldığı görülüyor. Çünkü, toplumsal anlamda ekonomik ilişkiler: bireylerin, sınıfların ve toplumların refahını doğrudan etkiler. Bu ilişkiler, kaynakların dağılımını, istihdamı, paylaşımını/bölüşümünü ve yaşam standardını belirler. Ekonomik ilişkilerin sağlıklı/adil bir şekilde kurulması; sosyal adaleti düzenleyerek, eğitim, güvenlik, barınma, beslenme ve sağlık hizmetlerine erişimi sağlar. Toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi; ekonomik istikrarı, toplumsal barışı ve güveni destekler. Bu nedenle, ekonomik ilişkilerin düzenlenmesi ve yönetilmesi, toplumun genel refahı ve mutluluğu için kritik öneme sahiptir.

1. Giriş: Siyasal Bağlam ve Programın Sınırları

Türkiye’nin son dönemlerde yaşamın her alanına hakim olan otoriterleşme, finansallaşma ve tekelleşme süreçlerinin içinden geçmektedir.  Sonuç; rantsal kayırmacılık, güvencesizlik ve kimlikler arası gerilimlerle karakterize olan bir siyasal/toplumsal düzlemin oluşmasıdır.  Bu koşullar, sosyal demokrasinin kurucu ilkeleri olan eşitlik, sosyal adalet ve kamucu sorumluluğu daha da yaşamsal hâle getirmiştir.

CHP’nin Program Taslağı, bu bağlamda demokratik cumhuriyet, sosyal devlet ve Avrupa normları açısından değerli bir çerçeve sunmasına rağmen; sınıf, mülkiyet, bölüşüm, kamucu üretim ve ekonomik demokrasi gibi solun merkezî öğelerini geliştirmekte teknik ve kavramsal olarak yetersiz kalmaktadır.  Taslak metinde bu konularda iç ve dış sermaye çevrelerinin talepleriyle örtüşen yaklaşımlara yer veren bir yol ve yöntem benimsendiği açıktır.  Oysa ki siyaset bir tercih, tarif ve tasnif işidir. Bunları yapmadan ilerlemek; gerçeğin siyaseti değil, siyasetin gerçeği ile halkı meşgul etmek, yoksulluk ve yoklukların derinleşmesine seyirci kalmak, umudu sönümlemektir.

Metnin ideolojik, felsefi ve siyasi -aynı yolda ilerleyen- bir düzeneği olmayıp; kavramsal örgüsü eklektiktir: sosyal demokrasi, sosyal liberalizm ve neoliberal yaklaşımlar aynı paragrafta yan yana durmakta; bu durum programın bütünlüğünü zedelemektedir.  Dönüşümler adına yola çıkılan bir program sürecinde ihtiyaç, eklektizmin giderilmesi, siyasetin toplumcu bir bütünlük içinde yaşamla kaynaştırmasıdır. 

2.Kuramsal Çerçeve: Yurttaşların Eşitliği ve Toplumcu Cumhuriyetçilik

2.1. Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan herkesin eşitliği

Buradaki eşitlik, biçimsel hakların tanınmasıyla sınırlı değildir;
maddi yaşam koşullarında, fırsatlara erişimde, kamusal hizmetler ve siyasal temsilde adalet anlamına gelir. Sadece seçmenin öneminin anlatıldığı ve istendiği; lakin seçilme talebinin dile getirilmediği ya da önlendiği bir sistemde yurttaşların eşitliğinden mümkün değildir. Bu nedenle insanların eşitliği, yalnızca anayasal statü değil; ekonomik demokrasi, kamusal mülkiyet, seçilme olanakları, vergi adaleti, hak temelli sosyal devlet gibi maddi düzenleme araçlarını zorunlu kılar.

2.2. Toplumcu Cumhuriyetçilik

Cumhuriyetçilik, ancak toplumsal eşitsizliklerle mücadele edildiğinde bir siyasal özgürleşme projesidir. Bu nedenle Devletin Göreli Özerkliğini kavramsal olarak ihmal eden bir program, toplumcu cumhuriyetçiliğin talep ettiği kamusal müdahale kapasitesini eksiltir. CHP taslağının gözden geçirilmesi gereken noktalarından biri tam da budur.

3. Giriş Bölümü: Kurucu İradenin Eşitlik Boyutu

Taslak, cumhuriyetçi değerleri ve anti-emperyalist mirası hatırlasa da toplumsal tabakalaşmayı görünmezleştirmekte, “halk/millet”i homojenleştirerek sınıfsal gerçekliği perdelemektedir.

Öneri – Ek Paragraf: CHP, kurucu anti-emperyalist mirasını günümüzün sermaye yoğunlaşması, finansal oligarşi ve rantsal ekonomi koşullarında yeniden yorumlayarak, üretimden bölüşüme tüm alanlarda emek lehine bir yeniden yapılanma hedefler. Yurttaşlık, yalnızca siyasal temsil değil; ekonomik bağımsızlık, sosyal güvenlik ve toplumsal eşitlikle somutlaşır.

4. İdeolojik Kaynakların Ekonomi Politiği

Altı Ok’un taslakta yer alışı değerli olmakla birlikte, ekonomik araçlara bağlanmadığı için “yumuşak” bir sosyal liberalizm üretmektedir. Aşağıdaki somut ilkeler, ilkelerin içini doldurma işlevi görmektedir.

  • Halkçılık: Artan oranlı servet/miras vergisi, rantsal kazançlardan ek vergiler, hedefli sosyal transferler, gelir-duyarlı dolaylı vergiler, asgari gelir güvencesi.
  • Devletçilik: Stratejik sektörlerde kamu mülkiyeti; KİT’lerin güçlendirilmesi, toplumsal maliyeti yüksek özelleştirmelerin geri alınması.
  • Ekonomik Demokrasi: Sendikal özgürlük, grev hakkının güçlendirilmesi, işyeri temsiliyeti, kooperatifçilik, çalışan-temelli mülkiyet modelleri.

Bu ilkeler programa yeniden kazandırılmalıdır.

5. Kalkınma ve Ekonomi Bölümü: Büyüme Retoriğinin Sınırları

Taslak, “üretim-odaklı” söylemi öne çıkarsa da kritik sorular yanıtsızdır:
Kim üretecek? Kimin için üretecek? Mülkiyet kimde olacak? Değer kim tarafından paylaşılacak? Ayrıca, kamusal hizmetlerin piyasa‐etkisinden arındırılması konusunda daha net açıklama ve taahhütlerin olmaması programı neoliberal bir kalkınma söylemine açık hâle getirmektedir.

Kalkınma politikalarında yalnızca büyüme değil, bölüşüm, paylaşım, eşitsizliklerin giderilmesi, yerel üretim-ekonomi, sürdürülebilirlik gibi unsurların öncelikli olması gerektiği açıkça belirtilmelidir.

Eksikler:

  • Üretim sürecinin demokratikleşmesine dair araç eksikliği
  • Özelleştirmelerin geri alınması ve kamuculuğun güçlenmesine ilişkin politika yokluğu
  • Yeşil dönüşümün finansman, takvim ve sosyal etkiler açısından muğlaklığı
  • “Kazanan Türkiye” söyleminin rekabetçi ve dışlayıcı potansiyeli

Öneriler:

  • Stratejik sektörlerde kamu çoğunluğu
  • Rant ve servet üzerinden yeniden bölüşüm
  • Kollektif üretim ağları ve yerli girdilere kamu alımı
  • Bölgesel eşitlik programları
  • Emek payını artırmaya yönelik ücret-verimlilik sözleşmeleri

6. Sosyal Devlet: Hakları Finansmanla Buluşturmak

 Sosyal devletin finansmanı, özelleştirme geri dönüşü, kamu mülkiyeti politikaları gibi klasik “demokratik sosyalist araçlar” metinde yeterince yer almamakta; “herkes için” söylemiyle neoliberal politikalara göz kırpılmaktadır. Günümüz koşullarında sosyal demokrat bir partinin programında “herkes” tanımı yeterli bir açıklık sağlayamaz; Partinin hangi sosyolojiye dayandığı, sorunları ve çözümleri hangi dünya görüşünün optiğinden gördüğünü açıkca ifade etmesi beklenir.  Taslak,sosyal devleti  doğru biçimde öne çıkarmakta; ancak hakların nasıl bütçeleneceği ve kaynakların nasıl toplanacağı belirtilmemektedir. 

Eksik Olanlar

  • Finansman mimarisi
  • Zorunlu hizmetlerin kamusal niteliği ve sınırları
  • Taşeronluk, güvencesizlik ve sendikasızlaştırmaya karşı açık bir konum
  • Pozitif ayrımcılık mekanizmaları
  • Servet, gelir ve tüketime endeksli dolaylı vergiler, rant vergisi gibi eşitsizliği azaltıcı radikal araçlar

Öneriler

  • Sosyal yardım niteliğinde belirli kesimlere ihtiyaç kaynaklı değil, Ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı olmaktan kaynaklı bir hak olarak Vatandaşlık Temel  Gelir Sistemi: Bir kerede ve tüm hak edenleri içerecek bir yaklaşımla
  • Barınma:10 yılda 1 milyon nitelikli konut
  • Enerji: Asgari kWh ücretsiz; kamu payının güçlendirilmesi
  • Emek: 40>36 saat çalışma; taşeronluğun doğru tarif edilmesi ve bu çerçevede sınırlandırılması; grev yasaklarının daraltılması

7. Demokrasi, Yönetim ve Adalet: Ekonomik Güç İlişkileri Görünür Kılınmalı

Taslak, demokratikleşme konusunda doğru ilkelere sahiptir; ancak ekonomik güç ilişkilerinin siyaseti nasıl şekillendirdiği yeterince dikkate alınmamıştır.

Öneriler

  • Siyasetin finansmanında sınırlama ve kurallara dayalı tam şeffaflık
  • Vergi cennetleriyle bağ yasağı
  • İşyeri demokrasisi yasası
  • KÖİ sözleşmelerinin kamucu politik duruş yönünde gerekçesiyle feshi
  • Kamucu ölçümleme ve denetim uygulamaları
  • Davetli ihale uygulamalarında kamucu koşullar yanında, mali ve teknik sınırlama ve yakın denetime dayalı süreç yönetimleri

8. Altı Ok Paragrafları: Radikal Netleştirme

• Cumhuriyetçilik: Siyasal eşitlikle sınırlı değil; ekonomik demokrasi, temsilde etkinlik (temel gelir, barınma, enerji, eğitim, sağlık).

• Milliyetçilik: Bağımsızlık; ithal bağımlılığını dengeleyen ve azaltan üretici devlet, gıda-enerji egemenliği, dijital ve coğrafi egemenlik.

• Halkçılık: “Sömürüye karşı emek” ifadesi; asgari ücretin kaldırılması/adil ücret kavramının benimsenmesi, toplu sözleşme kapsamının genişletilmesi ile somutlanır.

• Devletçilik: Stratejik alanlarda kamu çoğunluğu; yalnızca “piyasa bozulmalarında” devreye giren, maliyetleri üstlenen “tamirci/onarıcı devlet” değil, “kamucu girişimleri” özendiren, destekleyen, geliştiren “öncü/yenilikçi” devlet

• Devrimcilik: Ekososyal dönüşüm, karbonsuzlaşma, adil geçiş fonu, işgücü yeniden beceri kazandırma, bölgesel eşitleme, her aşamada toplumsal eşitsizlikleri giderme amacıyla Devrimci Reformizm ile güncellenir.

• Laiklik: Eğitim ve kamu hizmetlerinin tam laikleşmesi Diyanet’in hukuk devleti ve eşit yurttaşlıkla uyumlu olacağı söylenen reformu; inanç özgürlüğü ve kamu tarafsızlığına engel bir görünüm arzetmektedir.

Bu başlıklar programda yeniden ve açık hükümlerle yazılmaya ihtiyaç duyuyor, “CHP’nin önceki programlarında güçlü bir şekilde vurgulanan” laikliğin tasfiyesi algısını güçlendirir; CHP’nin kurucu çizgisi ve toplumsal meşruiyeti zedelenir.

Laiklik: Mücadele İlkesinden “Tarafsızlık”a Daralma

Laiklik, taslakta bireysel inanç özgürlüğü eksenine çekilmiş; kamusal alanın bütüncül laikleşmesi geri plana itilmiştir. Bu daralma, Türkiye’nin son 23 yıllık gericileşme deneyimini kavramsal olarak göz ardı eder.

Laiklik İle İlgili Gerekli Düzeltmeler

  • Laiklik: “Tarafsızlık/özgürlük” değil, kamusal alanın inanç temelli farklılaşmalar veya gruplaşmalara tümüyle kapatılması
  • Diyanet: Mevcut hâli veri kabul edilmemeli; zamanlı reform ve din-devlet ayrımı perspektifi
  • Eğitim: Zorunlu din dersinin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat, Eğitim Birliğinin güçlendirilmesi
  • Tarikat/cemaatler: “Sızma” değil; kamu kaynaklarına, eğitim ve sosyal hizmet alanına erişimin tamamen sonlandırılması
  • Dil: “Gericilik/irtica” tehdidinin adlandırılması
  • Kamusal mekân: Siyasal propaganda niteliğinde inanç temelli sembol ve işaretlerin kullanımının yasaklanması

Bu başlıklar programda yeniden ve açık hükümlerle yazılmaya ihtiyaç duyuyor, “CHP’nin önceki programlarında güçlü bir şekilde vurgulanan” laikliğin geri plana itilmesi tasfiyesi algısını güçlendirir; CHP’nin kurucu çizgisi /temel değerlerinden biri ve toplumsal meşruiyeti zedelenir. Aynı zamanda Devrimci Cumhuriyet’in ilkeleri de çözülmeye başlar.

9. Dijital ve Yeşil Dönüşüm: Kamu Egemenliği Mimarisi

  • Dijital Egemenlik Yasası: Kişisel veri kamusal emanet; açık kaynak; ulusal bulut; algoritmik şeffaflık
  • Yeşil Sanayi Fonu: Karbonsuzlaşmada kamu öncülüğü; adil geçiş fonu
  • Platform Çalışma: Tüm dijital ve emek biçimlerinin işçi statüsü; tam sosyal güvenlik

10. Dış Politika ve Güvenlik: Barışçı ve Demokratik Çerçeve

Dış politikada, barışçılık, küresel adalet, insan hakları gibi unsurların öncelikli olması gerekirken “güç/rekabet” vurgusunun görece öne çıkarılması risk oluşturmaktadır. Oysa ki insan güvenliği, iklim adaleti, emekçilerin ve halkların küresel dayanışması, silahsızlanma gibi sosyal demokrat ilkelere uygun eksenler daha güçlü vurgulanmalı;

  • Silah ithalatı ve ihracatı AİHS koşuluna bağlanmalı
  • TBMM’de savunma harcamalarının ayrıntılı denetimi
  • Sınır yönetimi: Hukuka uygunluk, geri itme yasağı, onurlu geri dönüş
  • Dayanıklılık: Afet yasası; kamusal sigorta; yapı güçlendirme bankası

11. Ölçülebilir Sol Göstergeler

Programın başarısı şu göstergelerle ölçülebilir olmalıdır:

  • Emek payı / kâr oranı
  • Servet dağılımında derin ve giderek de derinleşen uçurumlar
  • Sendikalaşma ve grev hakkı erişimi
  • Nitelikli konut stoku, enerji yoksulluğu, temel gelir kapsamı
  • Kamu yatırım oranı
  • Emisyon azaltımı ve adil geçiş istihdamı

SONUÇ: Eşitlik ve Adalet Temelli Toplumcu Dönüşüm

Böylece program; “neoliberal sınırlar içinde ıslahatlar” toplamı olmaktan çıkıp, emeğin üstünlüğünü ve kamucu adaleti önceleyen, kurucu cumhuriyetçiliği 21. Yüzyılda toplumcu bir içerikle buluşturan bütünlüklü bir sol sosyal-demokrat sözleşmeye dönüşebilir. Türkiye’nin ihtiyacı, tam da budur: Devletiyle değil yurttaşıyla güçlenen, rekabetin yükseltildiği değil eşitsizliklerin giderildiği; “Kazanan Türkiye” sloganının soyutluğu karşısında “Kazanan İnsanlar”ın merkeze konulduğu; evrensel pozitif değerler ve hakkaniyet ilkelerinin ışığında inşa edilmiş büyük bir halk anlamına geldiği yeni bir düzen.

CHP’nin Program Taslağı:

Taslak Metin, sosyal demokrasi literatürüyle uyumlu bir başlangıç çerçevesi sunmaktadır; fakat bu çerçevenin uygulamaya dönüşebilmesi için sınıf, mülkiyet, bölüşüm ve laiklik eksenlerinde netlik kazanması gerekmektedir. Türkiye’nin ihtiyacı, devleti yücelten değil; yurttaşı güçlendiren, rekabeti kutsayan değil eşitsizliği azaltan, yönetişim jargonuna değil kamucu sorumluluğa dayanan, neoliberal sınırları aşmayı hedefleyen yeni bir toplumcu sözleşmedir.

Bu dönüşüm sağlandığında CHP Programı, “iyi yönetim” vaadinin ötesine geçerek daha eşit, daha özgür, daha kamucu bir Türkiye’nin gerçek kurucu belgesi olma potansiyeline ulaşacaktır.

* Uğur Tunçay; İnş. Müh./Siyaset Bilimci

1 Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir