Taksim’i tasarlamak

İBB Taksim kentsel tasarım yarışmasını 02.03. 2020 tarihli ilanla başlattı.

Kadıköy, Bakırköy, Üsküdar Salacak Meydan düzenlemeleri, Haliç kıyı düzenlemesi ve farklı ihtiyaçlar doğrultusunda proje ihaleleri yapıyor. Katılımcı bir süreç işleterek proje ihalesi yapılmasının doğru olduğunu, yaşanmışlıkların ve tartışmaların çok fazla yapıldığı Taksim gibi ülkeye mal olmuş meydanların düzenlenmesinde dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorum.

Lise yıllarımda hafta sonları, üniversite yıllarımın neredeyse her günü yolum Taksimden geçiyordu. İTÜ Taşkışla binası Taksim’in bir parçasıdır. 1980 öncesi Türkiye sosyal olaylar yönünden çok hareketliydi. Okul çıkışı bir yerlere takılmanın yolu Taksim Meydan’ından geçerdi. Kültür ve sanatın olduğu kadar eğlencenin de merkeziydi. Taksim Anıtının önünde buluşmak çok kolaydı.

İnsanlar kendilerini orada ifade ettiler. Özgürlüğün, demokrasin, mücadelenin, dostluğun, yoldaşlığın, maç sonuçlarında sevinçlerinin paylaşıldığı bir alan haline geldi.  Bir Mayısları, büyük mitingleri, Gezi Direnişi’ni orada yaşadılar.  Hayal kırıklıkları, ağlayanlar oldu. Ülkenin hatta yabancıların ilk uğradıkları yer, hafızalarıydılar. Çok şey yaşandı, herkes için farklı bir anlamı olsa da ortak bir meydana dönüştü. Herkes sevdi ve orada olmaktan mutlu oldu.  Ortaklaştı, İstanbul’un dışına çıktı Türkiye oldu.

Taksim’de yaşanmış hayatlar ve biriktirdikleri otoriter yönetimler tarafından tehdit görülerek giriş çıkışları belirli günlerde yasaklandı. İnsanlar Taksim’e girmek için mücadele etmeye haklarını almak için bedel ödemeye devam ettiler.  Gelinen noktada güvenlik güçleri devamlı Taksim Meydanındaydı. On sekiz yıllık AKP iktidarı taksimin kimliğini ortadan kaldırmak için elinden geleni yaptı. AKP için “Taksim” önlerindeki engeldi ve ortadan kaldırılmalıydı. Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasını, karşısına bir cami yapılması ve meydanın tamamen betona gömülerek ruhsuzlaştırması izledi.

Proje yarışmasıyla tekrar gündeme girdi. Mimarlar Odasıyla birlikte hareket eden örgütlü yapılar itirazlarını kamuoyuyla paylaştılar. Acele edildiği, yeterince tartışmaya açılmadığını, anlamının, yaşanmışlıklarının yok sayıldığını, sürecin sağlıklı yönetilemediğini yazdılar

Taksim Meydanına bir çocuğun, kadının, öğrencinin, yaşlının, 1 Mayısta hayatını kaybedenlerin, 68’te direnen öğrencilerin, Gezi’de direnen milyonların, sevgilileriyle buluşanların gözleriyle nasıl bakacağız.

1 HAZİRAN 2013 milyonlarca insan Taksim Meydanında. Ağırlıklı siyah elbiselerle kendilerine özel kostümler yapıp kendilerini masallardaki sevimli tiplere dönüştürmüş üç genç kız coşku içerisinde sevinçle yüksek sesle konuşuyorlardı. Birisinin söylediği “bu günü yaşamaktan o kadar mutluyum ki anlatamam, çocuklarıma, torunlarıma bu günü burada yaşadığımı anlatacağım” derken sevinç gözyaşlarıyla ağlıyordu. Geziyi yaratan bu gençler benim meydanım diyecekler mi?

Taksim Meydanının düzenlenmesi ve tekrar fiziki anlamda geçmişiyle uyumlu hale getirilmesi için başlatılan proje yarışmasıyla ilgili sürece yapılan itirazların değerlendirmeye alınması gerekmektedir.

Taksim ülkenin ortak meydanıdır.

İBB’nin projeyi yarışmayla başlatıp halk oylamasıyla sonuçlandırma çabasının eksik kalacağını düşünüyorum.  Yarışma sürecinden önce yüzlerce yıllık yaşanmışlıkların projeye nasıl yansıyacağının hazırlıkları yapılmalıydı. Burada devreye siyasal yapılar giriyor. Sendikalar, meslek örgütleri, üniversiteler, STK’lar, örgütlü, örgütsüz yapılanmaların tartışabilecekleri alanın açılması gerekiyordu.  Henüz geç kalınmış değildir. Pandemi şartları da düşünülerek en geniş katılımın sağlanacağı yeni bir süreç planlanarak katılımcı toplantılar başlatılmalıdır. Yarışmaya katılanların tartışma süreçlerini yaşayarak ufuklarının açılacağını düşünüyorum.

Yerel yönetimlerin en önemli görevlerinden birisi toplumun örgütlenmesine destek vermek ve örgütlenmeleri teşvik etmektir. Taksim Meydanı gibi ender projelerin süreçleri örnek oluşturup insanların ortaklaşmasın önünü açar. Taksim meydanı mitinglerin, gösteri ve protestoların, buluşmaların yapıldığı bir alandır ve buna göre düzenlenmelidir.

Gezi süreciyle Taksim Meydanının üzerinde dev bir balon oluşmuştur. İnsanlık için yapılan mücadelelerin Geziyle birlikte biriken büyük iradenin içerisini doldurduğu dev, renkli bir balon parıldıyor. Hiçbir güç onu kaldıramaz. Her zaman orda olacak, yaşanmışlıkları ve yaşayanları insanlığa hatırlatacak.

Aykurt Nuhoğlu, İn. Müh.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir