DOĞA DİYOR Kİ: BENİ TAHRİBATA DEVAM ETMEYİN!

Dünya’yı biraz takip eden herkes bilir ki, doğa 1980’li yıllara kadar insanlıkla daha uyumluydu ve olağanüstü olaylar sıkça yaşanmıyordu.

Bilim insanları, meslek odaları da uyarıcı rollerini hiç ihmal etmiyorlardı. Ancak ülkemiz dahil tüm Dünya’da,  bilim insanları ve meslek erbapları ne derlerse desinler, kar hırsından başka hiçbir düşüncesi olmayan odakların iktidarlardaki temsilcileri, bildiklerini okudukları için uyarılar dinlenmediği ve gerekli tedbirler yeterince alınmadığından dolayı olağanüstü olaylar yani felaketlerle birlikte doğanın ikazı sıklaşmaya ve gazaba dönüşmeye başladı.

Kandilli Rasathanesine göre Dünya’da her yıl, 8 ve üzerinde büyüklüktebir, 7-7.9 arasında büyüklükteonsekiz, 6-6.9 arasında büyüklükte yüzyirmi, 5-5.9 arasında büyüklükte sekizyüzdeprem olmakta.Bu bilgiler herkes tarafından bilinmesine rağmen Dünya’nın genelinde hala yüzlerce milyon ev, depremlere karşı dayanıksız durumdadır. Türkiye genelinde iseher elli günde bir 5 ile 5.9 arasında büyüklüktebir, her 18 ayda bir 6 ile 6.9 arasında bir, her 6.5 yılda bir 7 üzerindeki büyüklüktebirdeprem yaşıyoruz. Yine Türkiye’de yaklaşık 7 milyon(Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verileri) ev, İstanbul’da ise 500 bin ile 750 bin arasında evdepremlerde yıkılacak durumda. Özellikle 1999 depreminden sonra depremin geleceğini öngören ve olumsuz seneryoları anlatan herkes iktidarları uyardı. O günden bu yana yani yaklaşık 23 yıldır alınan yol bir arpa boyunu geçemedi. İtiraz edileceğini bildiğim için, eğer İstanbul’u dondurabilseydik, 1999’dan bu yana belkide dayanıksız binaların yarısını yenilemek mümkündü. Ancak hayat akıyor ve İstanbul’un 1950’de 1milyon 179 bin olan nüfusu, göç(iç ve dış göç), doğum nedenleriye 2000 yılında 11milyon 76 bin, 2022’de 15 milyon 840 bine ulaştı.

Daha yakından bakarsak 1950 den 2000’e yani 50 yılda yaklaşık 10 milyon a yani 11 kat artmış, 2000’den 2021’e yani 11 yılda yaklaşık 4milyon 761 bin, yaklaşık % 43artmış. Ortalama hane halkı sayısı 3.2 şu an. 2000 yılından itibaren bu nüfus artışı için, ihtiyaç duyulan  yeni hane sayısı yaklaşık 1 milyon 487 bin(Rakamlar TÜİK verilerinden alınmıştır). Dolayısıyla bu artış sürdükçe yapıları yenileme işimiz her geçen gün daha da zorlaşmaktata ve giderek imkansızlaşmaktadır. İstanbul bu hızla büyürse hiçbir iktidar sorunların üstesinden gelemez. Ne konut ne ulaşım ne su ne yiyecek ne de çevre sorunları çözülür.  Yapılması gereken,İstanbul’a göçü sınırlamak hatta tersine göçü teşvik etmek, ilk 10 yılda yerel ve genel iktidarların güçlerini birleştirerek bu sorunu çözecek güce ulaşılmasıdır. Aksi taktirde ülkemizi özellikle İstanbu’u, Dünya ülkeleri açısından zora sokacak öyle bir deprem bekliyor ki, bunun vebalini kimse taşıyamaz.

BM, iklim değişiklikleri, çevre sorunları ve küresel ısınma gibi sorunları inceleyen birimleri, raporlarında ve bağtlanan uluslararası sözleşmelerdesürekli deklere etmektedir (Stockholm / Dünya Çevre Proğramı, Rio de Janerio / İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, KYOTO protokolü, Paris, Madrid, New York İklim Andlaşmaları). Dünya genelinde küresel ısınmanın, 1700’lü yıllardan buyana artışın yaklaşık 1°Cbulduğunu, bizde ise 1.2°Caştığını ve Dünya’da ilk kuraklığın yoğun bir şekilde Akdenizde yaşanacağını ciltler dolusu belgelerle Dünya devletlerinin önüne getirmiş durmdalar. Yine bu küresel ısınmaya sebep olan gelişmelerin en az yarısının 1980’lerden sonra yaşandığı, kamuoyuna açıklanmış durumdadır. Yani karbon salınımı, atmosferde oluşan sera gazları yaklaşık 400 yıldır bir birimse son 40 yılda iki birim olmuştur. Eğer ısınma ve iklim değişikliklerinin önüne geçilmezse yani ısınma en fazla 1.5°C’den tutulmazsa yaşanacak feleketler, başta;sel, heyelan, kuraklık, susuzluk, yangınlar olmak üzere her felaketi yaşamaya hazır olalım. Elbette ki, İBB son yağmur ve sellerde gereğinden fazlasını yapmıştır ancak kendi kendimizi bunlarla avutamayız. Bugün başedebiliriz ama yarın başedemeyebiliriz.Bu sorun artık herkesin sorunudur ve böyle bakılmalıdır.

İstanbul, özellikle son 20 yılda uygulanan yanlış projeler nedeniylehem tarihi yapılarını hem tarım alanlarını hem su havzalarını hem de ormanlarını kaybetti. İstanbul için “Çılgın Proje” olarak adlandırılanlarla yani İstanbul Havaalanı, 3’üncü Boğaz Köprüsü ve Marmara Oto Yolu ile Kuzey Ormanlarını, yine Bakanlık ve İBB Meclis kararlarıyla deprem toplanma alanlarını, meydanlarını kaybetti. Talandan doymayan anlayışa dur denilmezse kentimiz her şeyini kaybedecek. İstanbul’un sorunları ulusal sorun halini almıştır. Adıda ulusal boyutta bir Kent Terörüdür.

Dikkat edilirse merkezi iktidar, 25 yılda yaptıklarını,yaşanan son seller dahil tüm olumsuzlukları, 3.5 yıllık yerel yönetime yıkmaya başladı. Dolayısıyla Muhalefet Partileriyle İBB yönetimi makro bir İstanbul  vizyonu oluşturmalıdırlar. İBB’nin geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıkladığı “İstanbul 2050 Vizyonu” çok değerli ve önemli bir adım. Ancak muhalefetin merkezi anlayışla bütünleşmezse tekrar bir zaman kayıbına yol açılmış olunur. Bilim, Kentleşme ve Küresel Isınmaya yönelik çare üretmiş durumdadır. Bunları sıralarsak:

«Olmazsa olmaz, geometrik nüfus artışının önüne geçmektir. İstanbul’un bugünkü nüfusu bile fazla.Bölgesel düzenlemelerle “Cazibe Merkezleri” yaratarak göç durdurulmalı hatta tersine çevrilmelidir. Bu konuda tedbirler; vakit geçirilmeden ve oy kaygusu duyulmadan alınmaya başlanmalıdır.

«Deprem kuşağında olan bir ülkeyiz. Fay hatlarının geçmediği toprağımız yok denecek kadar az. Süratle ve de yeni bir ulusal stratejiyle-yasasıyla, imarıyla, finans kaynağıyla, halkla birlikte, kamucu bir anlayışla, yerinden dönüşümle- yapılarımız depremlere dayanıklı hale getirilmelidir. Bu konuda kendini ispatlayan Avcılar Belediyemiz var. Bu model ve yaratılacak başka modellerle her kentin öznel koşulları dikkate alınarak suratle işe koyulmalıdır.

«Karbon Gazlarının salınımı ve Sera Gazlarının oluşumuna ilişkin tedbirler ivedilikle alınmalıdır. Sürdürülebilir, yenilenebilir, çevre dostu (Rüzgar, Güneşgibi) enerji kaynaklarının üretimi ve kullanılması teşvik edilmelidir. Elektrikli araçlar kentlerin en önemli değişimi olmalıdır.

«Göçün, nüfus artışının planlanmasıyla birlikte betonlaşmanın hızı kesilmeli. Nüfus Planlaması başlayana kadar kent kesinlikle Kuzeye doğru değil, Doğu-Batı aksında yapılaştırılmalıdır.

«Kuzey Ormanları tıpkı tarihi yapılar gibi korumaya alınmalı. Su havzaları kirletilmemeli.Kuzey Ormanları içinde maden, taş ocakları gibi şeyleri çıkarma gibi izinler iptal edilerek ormanlara nefes aldırılmalıdır. Ayrıca Havaalanı, Boğaz Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyol’u gibi projeler asla İstanbul’da üretilmemeli. Kuzey Ormanları yeterince tahrip edildi. Bu ve benzeriyapıların etrafında yapılaşmaya ise mutlak yasak getirilmelidir. Deyim yerindeyse Kuzey Ormanlarına çivi çaktırılmamalıdır.

«Orman yangınlarının çoğalmasında en büyük sebep küresel ısınmadır. Diğer sebepler insan eliyele yaratılmış sebeplerdir. Dolayısıyla yapılaşmayı kontrol altına almak yetmez, orman yangınlarını kısa sürede söndürmek için ulusal birlik içinde ve güçler (yerel ve merkezi) birleştirilerek tedbirler alınmalıdır.

«Türkiye genelinde yanlış tarımcılık (her yıl aynı ürünü asırlardır üretme anlayışı). Hem topraklarımızı tuzlu topraklara dönüştürdü hem deoluşan toprak kalitesizliği ile birlikte verim düştü.Tarım uygulamalarını süratle yenilemek mümkündür. Bununla İç Anadoluyu kurtarmış oluruz. İçilebilinir su kaynakları özellikle sanayı ve tarımda pervazsızca kullanılmaktadır. Sanayi denetim altına alınmalıdır. Yağmur suyu biriktirme zorunluluğu getirilmelidir.Kent içinde yağmur sularını depolara taşıyan altyapı kurulmalı ve depolar oluşturulmalıdır.Tarımda ve kent içi yeşil alanlarda damlama sistemi zorunlu kılınmalıdır. Kimyasal ilaçlamaları kademeli olarak organik gübrelere dönüştürerek, GDO’su ile oynanmış ve izin verilen hibrit tohumlar yerine, yerli tohum kullanılmalıdır.

«Arsenikle altın çıkarma ve diğer yeraltı madenlerini yer yüzüne çıkarma ruhsatları ivedilikle ele alınmalı zarar verenlere son verilmelidir. Özellikletopraklarımızı,sularımızı, ormanlarımızı zehirleyen arsenikle maden çıkarma ruhsatları ise derhal  ve tavizsizce iptal edilmelidir.

Dursun Bulut, İnş. Müh.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.