Covid-19, YDD ve Gıda Tedarik Zinciri Güvenliği

Tüm dünyanın COVİD-19 virüsü ile aniden tanışıp evlerine kapanması ve adeta apansız bir ölüm-kalım mücadelesinin önceden tahmin edilmesi imkansız ve önlenemez bir kaos’a dönüştüğü bu günlerde, bir yandan gün geçtikçe alevlenen Ulus Devletler ve Küreselciler savaşına, diğer yandan da bu çatışmanın bazı yönleri ile sonucu, bazı yönleri ile de tetikleyicisi olan bir ekonomik buhrana doğru hızla yol almaktayız.

  Bu süreci de Dijital Çağ, trans-humanizm, nesnelerin interneti, biyokimya, nanoteknoloji, insanın robotlaştırılması gibi mottolar peşinde koşarken, bir adım daha ileri gidersek, insan yaşamını uzatmaya, hatta ölümsüzlüğü yakalamaya çalışarak bir bakıma “Tanrı” rolünü üstlenmeye soyunduğu günlerde yaşıyoruz.  Bir yandan sağlık kaygısı ile evlerimize kapanmışken bir yandan da dışarı çıktığımızda karşılaşacağımız ve tüm Dünya liderleri tarafından sık sık dillendirilen ‘Yeni Dünya Sistemi’nde hayatımızın nasıl şekilleneceğini düşünüyoruz.

Bir tarafta bu ultra teknolojiler peşinde koşan bilimin, cansiperane şekilde gece gündüz emek sarfeden sağlık çalışanlarını ayrı tutarak, nasıl bir acz içinde bu görünmez el yıkama, hijyen, maske takma gibi en temel önlemlerin ötesine geçemeyen çözümler sunuyor olması çok ironik bir durum değil mi? Salgın başladığından beri televizyonda boy gösteren birçok bilim insanının bunların ötesinde bir ileri çözümü ya da başka bir deyişle bir üst akıl yeterliliğinde topluma verebilecekleri bir mesaj var mıdır gözümüzden kaçan?

Adeta “Açlık Oyunları” filminde olduğu gibi ekranlarda ölüm ve vaka istatistiklerini izleyip kendimizin istatistiklere eklenmediğimize sevinir duruma geldik. Covid-19 virüsü laboratuvar üretimi midir yoksa doğal mıdır bilinmez ama aslında bunun çok da bir önemi yok.  Bizleri daha çok ilgilendiren kısmı ise topluma ve bizlere olan etkileri.  2008 finansal krizinden sonra patlamış olan ve o zamanlarda suni teneffüs sayılabilecek finansal enstrümanlarla birazcık olsa da şişirilebilmiş ekonomik sistem balonunun Covid-19 virüs iğnesi ile patlaması sonrasında kaçınılmaz ekonomik düzen ve sistem değişikliğini de beraberinde getirmiştir. (dijital insan, dijital para, dijital kimlik, dijital cüzdan, vb.)

Acaba dünya artık iflas etmiş olduğu aşikar olan Kapitalizm’den Dijitalizme mi evrilmekte ve bu yeni dünya düzeninin mottoları seçilmişlik, üstünlük ve tekilcilik mi olacak? Aslında hayatımıza bir anda yerleşen dijital sistemin altyapısının zaten çoktan hazırlanmış olduğunu hepimiz tecrübe ediyoruz. İnsanların birbirinden uzaklaşmaları ve ikili ilişkilerin neredeyse ortadan kalkması hatta yanımızda öksüren yada aksıran birsine karşı verdiğimiz tepki  singularity yani tekilleşmenin işareti değil midir?

Son zamanlarda çok dillendirilen dünya nüfusunu azaltma politikaları ise seçilmişliğe uzanan bir yol olabilir mi?

Bu konular önümüzdeki süreçte daha yoğun tartışılacak ama net olan bu süreçte otokrasinin güçleneceği ve çeşitli yaptırımların önümüze konacağı ve daha kolay yönetilebilir ve izlenebilir toplumlar yaratılmaya çalışılacağı (çip takma, aşı, bağışıklık sertifikası, vb.)  Bizim önümüze konan menülerin güvenilirliğini ve gerekliliğini sınamak ise önümüzdeki nesillere karşı bir sorumluluğumuz olacak.

21. yüzyılın en büyük tehdidinin Küresel Göç ve bunun sonuçları olduğu tartışılmaz bir gerçek.  Bu göçlerin temel nedeninin toplumların gıdaya ulaşma problemleri olduğunu da belirtmek isabetli olur.  Özellikle Afrika kıtası ve diğer 3.Dünya ülkesi nüfusunun, verimli topraklara, iş imkanları ve gıdaya ulaşabilme şansının daha yüksek olduğu bölgelere kitlesel göçleri batılı devletlerin en büyük sorunu. Halihazırda dünyanın gündeminde olan bu riski Covid-19 daha da endişe verecek bir duruma getirdi.  Salgının etkisi ile tüm ülkeler sınırlarını kapattı ve küresel tedarik zincirinde önemli kırılmalar oluştu. Şu an için 20 ülke gıda ihracatını yasakladı ve birçok ülke de gıda ihracatına kısıtlamalar getirmiş durumda.

Bu salgının ekonomik etkilerinin yanı sıra toplumsal etkileri ve ulus devletlerin ülke refahlarını devam ettirebilmek adına alması gereken tedbirler sıkça masaya yatırılmaya ve çeşitli platformlarda tartışılmaya başlandı.  Adım attığımız yeni dünyada devletler için en önemli 3 konu ise Siber-Güvenlik, Gıda Tedarik Zinciri Güvenliği ve Bio Güvenlik olacak. Kriz sonrası olası senaryolar hakkında detaylı araştırma yapıldığında geçmiş benzer salgın ve akabinde oluşan ekonomik krizlerin kaçınılmaz sonuçlarından birinin hatta en önemlisinin Gıda Tedarik Zinciri Güvenliği olduğu söylenebilir.

Ekonomik depresyondan gıda krizine mi?

Başlangıçta salt ekonomik göstergelere bakarken, COVID 19 salgınının yaratmaya başladığı gıda krizi riski gözden kaçmıştı.  Şimdi bu risk tartışmaların gündemine girmeye başladı.

Bir potansiyel gıda krizinin üç boyutu olduğu görülmektedir:  Birincisi, tarım, tarıma dayalı sanayi ve hayvancılık alanında, Batı Avrupa ve ABD’de üretim, işleme, paketleme taşıma ve boşaltma alanlarında Covid-19 etkisiyle çok ciddi dar boğazlar oluşuyor.  Tarım ve hayvancılık, özellikle taze sebze, meyve üretimi ve rekoltesi ülkeler arası göçmen ve mevsimlik işgücü hareketine dayanıyor.  Üretilenlerin sınır ötesi taşınması gerekiyor.

Covid-19 bu hareketleri durdurdu, tedarik zincirlerini kopartmaya başladı.  Bu zincirler gelişmiş ülkelerin halkının beslenmesi için gereken gıda mallarını, mevsimlik işçi hareketleri de işçilerin geldiği ülkedeki beslenmeyi finanse eden geliri sağlıyor.

İkincisi, dünyanın her yerinde özellikle ABD ve Avrupa’da süpermarketler, özellikle gelişmekte olan ülkelerden getirilen ürünler sayesinde vatandaşlarını refah düzeyine uygun gıda ürünleri sunabiliyorlar.  Tedarik zincirleri koparken hem süpermarketlerin rafları boşalıyor hem de raflardaki ürünlerin fiyatları artıyor.  Böylece özellikle, nüfusun düşük gelirli kısmının gıda rejimi olumsuz yönde etkilenmeye başlıyor.  Bu madalyonun öbür yüzünde, tedarik zinciri kırılırken, zincirin üretim ucunda, satılmadan kalan ürünler var.

Bu ürünlerin, fiyatlarının dolayısıyla tarım emekçilerinin ve çiftçisinin gelirlerinin düşmeye, beslenme sorunlarının artmaya başlaması var.

Üçüncü boyut; buğday, mısır, pirinç, şeker gibi stratejik ürünleri üreten Rusya, Vietnam, Kazakistan benzeri ülkelerin, koronavirüs salgınında kendi halkını doyurma kaygısıyla ihracat kısıtlamalarına gitmeye başlamasıyla ilgili.  Bu refleks henüz çok güçlü değil ama olduğu kadarıyla Mısır, Cezayir, Afrika’da Sahra Altı ülkeleri gibi büyük ölçüde gıda ithal eden görece yoksul ülkelerde hem fiyat hareketleri hem de tedarik sorunları açısından kaygı yaratıyor. 

Tarih gıda krizleriyle gerek ülkelerin içindeki gerekse ülkeler arasındaki siyasi gerginliklerin, istikrarsızlıkların artışı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösteriyor.  Kitlesel test ve aşı sorunları aşılamadığı takdirde ekonomilerin, tedarik zincirlerinin yeniden hareketlenmesi olanaksız. Bu durumda, Covid-19’un ekonomik etkilerinin siyasi sonuçlar yaratma olasılığı da artıyor.

Dünya Gıda Ticareti konusunda en yetkili kurumlardan biri olan Birleşmiş Milletler Gıda veTarım Örgütü (FAO) yetkilisi KeigoObaranın konu ile ilgili görüşleri ise şöyle; FAO Gıda Güvenliği Sorumlusu KeigoObara, gıda satın alma şekil ve yöntemlerinde değişime işaret ederek, daha düşük restoran trafiğinin, artan e-ticaret teslimatlarının ve evde tüketimin ön plana çıkacağının, ithalata bağımlı ülkelerde büyük sorunlar yaşanacağının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Güvenliği Sorumlusu Keigo Obara, Kovid-19 salgınının tarım, gıda güvenliği ve küresel gıda fiyatlarına etkilerini değerlendirdi.  Obara, Kovid-19 salgınının daha uzun süre devam etmesi durumunda küresel gıda zincirinin nasıl etkileneceğine ilişkin olarak, “Tarımsal üretim ve gıda tedarik zinciri, ciddi sınamalarla karşılaşacak” dedi.

Obara, bu durumun gıda arzı ve talebiyle gıda türlerinde radikal değişimlere neden olacağını söyleyerek, böyle bir süreçte daha az üretim olasılığının bulunduğunu belirtti.  İş gücü yetersizliğinin, özellikle emek yoğun ürünler için gıda üretimini ve işlenmesini sekteye uğratabileceğini dile getiren Obara, taze gıda tedarik zincirlerinin ulaşım yollarının tıkanmasının, gıda kaybı ve israfını artırabileceğini kaydetti.  Obara, bu süreçte beslenme kalıplarının değişebileceğini, yoksul ülkelerde tüketimin daralabileceğini, virüs bulaşacağı korkusuyla pazarlara gidilmemesinin de gıda tüketimini etkileyeceğini vurguladı.  Gıda satın alma şekil ve yöntemlerinde değişime işaret eden Obara, daha düşük restoran trafiğinin, artan e-ticaret teslimatlarının ve evde tüketimin ön plana çıkacağının, ithalata bağımlı ülkelerde büyük sorunlar yaşanacağının altını çizdi.

“Tarımsal üretim desteklenmeli

Obara, gıda ve yem arzlarıyla tarımsal girdileri korumak ve Kovid-19 tedbirleri kapsamındaki koşulların daha da kötüye gitmesini önlemek için ihracat kısıtlamalarından kaçınılması ve küresel ticaretin devam etmesi gerektiğini vurguladı.  Kısıtlama ve yasakların, fiyat artışları ve stokçulukla gıda güvenliğinde sorun ortaya çıkarabileceğine işaret eden Obara, “Küçük ölçekli çiftçilerin, tarımsal üretimlerinin artırılmasına destek olunmalı ve yerel gıda arzı çarkı dönmeye devam etmelidir” dedi.

Yetkililerin görüşleri bu şekilde. Tarım konusunu ünlü Rotschild ailesinin bir üyesi olan Nathan Rotschild’in ilginç bir sosyal medya paylaşımı ile bitirelim. Son paylaşımlarında nasyonel sosyalist devletlerden sık sık bahsetmeye başlayan Nathan (kapitalist sistemin kalelerinden birisi olduğunu unutmayalım) birkaç gün önce twitter hesabından şu paylaşımı yapıyor. “Hopefully Covid-19 crisis has abundantly clear that independent nations need to be self sufficient in agriculture and food production. Farmers need special status.”  Yani, Covid-19 krizi ulus devletlerin kendine yetecek ziraat gıda üretimi yapması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Çiftçi ve tarım çalışanları desteklenmelidir diyor. Bunu çiftçilere destek verecekler şeklinde yorumlayabilirsiniz.  Ama şurası bir gerçek ki, dev küresel şirketlerin gözü artık ülkelerin tarım ve gıda üretiminde. (*)

Mutlu ALTUĞ, İş adamı, Yazar

(*) Konu ile ilgili makale ve bilgileri detaylı bir şekilde aşağıdaki link lerden inceleyebilirsiniz.

https://www.bloomberght.com/tarimda-ithalata-bagimli-ulkelere-fao-dan-onemli-uyari-2254904

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52319796

https://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/covid-19-tedarik-zincirinde-arz-talep-dengesini-bozdu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir